5 Haziran 2020 Cuma

17 NİSAN 2020 cuma    İSTANBUL

Küçük bir odada yerde yatıyorum, neresi olduğunu bilmiyorum, saçlarım  omuz hizasında ve kırlaşmış. Üzerimde mavi üzerine küçük beyaz  çiçek desenleri olan bir elbise var.

Büyük bir şefkatle yerde yatan bedenime bakıyorum, ona çok yabancıyım fakat hissettiğim minnet duygusu çok fazla.

" Taşıyıcım buymuş " diye geçiriyorum içimden, fakat geri döneceğimi bilerek odadan çıktığımda, yıllar evvel ölmüş olan dayım, hemen ileride beni bekliyor. "Ben buradayım, ona sahip çıkarım  kızım" diyor. 

Kendimi bir anda topraklık bir alanda yüzükoyun yerde yatarken buluyorum. Başımı kaldırdığımda, uzaklarda devasa büyük kuşlar olduğunu görüyorum. Şimdilerde akıllı telefonlarımızın ekranlarını iki elimizle açtığımızda görüntüler nasıl yaklaşıyorsa, gözlerimi biraz kıstığımda uzaktaki görüntüler yaklaşmaya başlıyor.
…Aman tanrım bunlar dinazorlar zamanında yaşayan kuşlar değil mi, ayağa kalkıp yürümeye başlıyorum, anlıyorum ki kuşlar zararsız, saldırmıyorlar.

Elimde, nereye, kime, ne zaman teslim edeceğimi bilmediğim bir emanet var, tek bildiğim onu teslim etmem gerektiği. İlerledikçe bana yol gösterenler çıkıyor karşıma ve emanetimi ulaştırıyorum. O anda bir  bilgi ifşa ediliyor. 
" Boyutlar arasına müdahele edilmemeli". Şimdi hatırlayamadığım bu kuralın bir sayısı bile var, yani başka kurallar da var anlaşılan…
O sırada bedenim geliyor aklıma. 
 "Dönmeliyim". 
Zamansızlık ağır basıyor "nasılsa gömmüşlerdir" diyorum.
Katmanlar arasında dolaşmak daha cazip geliyor bana. 


Uyandım...yatağımdayım... gözlerimi açmak istemiyorum çünkü başım aşırı derecede dönüyor, o sırada rüyamı uzun süre düşünüyorum. Biliyorum ki gözlerimi  açtığım anda, yarısı uçup gidecek hafızamdan, bu yüzden hemen yazıyorum
.
Fantastik rüyamın etkisi geçtiğinde oturduğum yerden kalkıyorum.
Evlerimizde olduğumuz süre içerisinde güzelim İstanbul, bize güneşi 5 ya da 6 gün gösterdi, bu konuda çok bencil buldum kendisini, teessüf ederim. Kalan günlerde ise soğuk, sağanak yağış ve fırtınalar bizimle birlikteydi.

İstanbul yapmıştı yapacağını. Biz onu, onun bizi düşündüğü kadar düşünmesek de, içine etsek de, hava şartlarıyla evlerimizden  dışarıya çıkmamızı özendirmemiş, adeta bir ana şefkatiyle evlerde kalmamızı kolaylaştırmıştı…

Şu an kahkahalarla yazdığım paragrafa gülüyorum. Bir aydan fazladır evde yalnız kalmanın yan etkileri bunlar bence. Belli bir zaman sonra şehriniz, havanız, duvarlarınız eşyalarınız kimlik kazanıyor karşınızda, yoldaşınız oluyor. Trajikomik bir durum doğrusu ama bunu tercih eden ve seçen benim, şikayet yok Serenad.